Lot No: 16 » Mektup

İsmail Sâib Sencer-Osman Reşer Mektup

İsmail Sâib Sencer, Size çok selam eylerim. Hatırınız istifşar eylerim. Pek Çok zamandan beri sizden bir mektup alamadığımdan ziyadesiyle merak ediyorum. Hemen acalen bir mektubunuzu beklerim. Ve ne ile meşgul olduğunuzu yazınız. Ben ve sizi şair ahbablarınız size çok selam ederiz. 21 Zilkade 1234. Muhibb-i Sadıkınız İsmail (İsmail Sâib Sencer), İsmail Sâib Sencer, İsmail Saib Sencer, İsmail Saip Efendi, kütüphaneci. Bugün Beyazıt Devlet Kütüphanesi olarak hizmet veren “Kütüphane-i Umumi Osmani”’de kütüphaneci ve idareci olarak 43 yıl hizmet etmiş, sıradışı hafızası ile tanınmış bir kimsedir. 1908’de ibtidâ-i hâric derecesiyle Muharrem Efendi Medresesi ikinci müderrisliği Arap edebiyatı hocalığına tayin edildi (İlmiyye Salnâmesi, s. 176). 1911 yılında Sinan Paşa Medresesi’nde Arapça hocalığına, 1914’te Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye Medresesi kısm-ı âlî Arap edebiyatı müderrisliğine getirildi (a.g.e., s. 128). Beyazıt Umumi Kütüphanesi’nin ilk müdürü Tahsin Efendi’nin ölümünden sonra buranın birinci hâfız-ı kütübü (müdür) oldu (19 Aralık 1916). 1916-1918 ve 1922-1923 yıllarında muhatap olarak huzur derslerine katıldı. 1919’da Süleymaniye Medresesi’nde kelâm müderrisliği, 1921-1925 yıllarında Dârülfünun Edebiyat Fakültesi’nde Arap edebiyatı hocalığı, bir süre de Soğukçeşme Askerî Rüşdiyesi’nde Arapça hocalığı yaptı. Yakınında bulunanların ifadesine göre, 1925’ten sonra şapka giyilmesi hakkındaki kanun üzerine “taassubundan değil prensiplerinden fedakârlık yapmamak uğruna” (Ebül‘ulâ Mardin, II-III, 995, 997) dışarıdaki görevlerinden ayrılarak Beyazıt Umumi Kütüphanesi’ne çekildi. Burada kitaplar, kütüphaneye gelen araştırmacılar ve bakımını üstlendiği çok sayıda kedi arasında kendine has bir hayat düzeni içinde yaşadı. Kırk yılı aşkın bir süre çalıştığı Beyazıt Umumi Kütüphanesi’nden 1939 yılı sonlarında emekli olunca İbnülemin Mahmud Kemal’le beraber Kütüphaneler Tasnif İşleri, ardından İslâm Ansiklopedisi ilmî müşavirliğinde bulundu. Bu sırada kendisine Lâleli’de Râgıb Paşa Kütüphanesi’nin girişindeki ilkokulun bir odası ikametgâh olarak verildi. 22 Mart 1940’ta vefat etti, Merkez Efendi Camii’nin kıble tarafındaki aile kabristanına defnedildi. Hayatı boyunca Türk-İslâm kültürünü tanıtmak için gayret sarfeden İsmail Saib’in kendi döneminde Doğu’da ve Batı’da yazılan ilâhiyat, edebiyat, tarih, felsefe, riyâziye ve tıp tarihiyle ilgili bazı eserlerin vücuda gelmesinde doğrudan veya dolaylı olarak yardımları olmuştur. Değişik ülkelerden şarkiyatçılar ve müslüman âlimler kendisini sık sık ziyaret edip bilgisine başvururlardı. Mehmet Ali Ayni, Abdülaziz Mecdi Tolun, Şerefettin Yaltkaya, Kilisli Rifat Bilge, M. Fuad Köprülü, Osman Nuri Ergin, Mehmed Âkif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Hasan Basri Çantay, İbnülemin Mahmud Kemal, İsmail Hami Danişmend, Muallim Cevdet İnançalp, İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Abdülbaki Gölpınarlı, Ahmet Süheyl Ünver, Oskar Rescher, Louis Massignon ve Helmuth von Ritter gibi ilim ve edebiyat adamları İsmail Saib Efendi’den büyük ölçüde istifade etmişlerdir. Asıl adı Oskar Rescher olup Stuttgart’ta yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. İlk ve orta öğreniminden sonra Münih ve Berlin’de tahsil gördü. Doktora tezini Arap dil bilimi âlimi İbn Cinnî üzerine yaptı (1909). Ardından kendini Arap edebiyatı tarihi çalışmalarına verdi, özellikle makāmeler hakkında çalıştı. I. Dünya Savaşı’na katıldığı sırada ele geçirdiği Fas savaşı mektuplarından bazı örnekler yayımladı. Savaştan sonra gittiği Breslau’da binbir gece masallarına dair incelemelerini tamamlayarak doçent ve 1925’te profesör oldu. Bunu hayatındaki büyük dönüşüm takip etti. Henüz bilinmeyen bir sebeple 1928 yıllarında İstanbul’a gelip yerleşti. 1937’de Türk vatandaşlığına geçti ve Osman Reşer adını aldı; bu arada İslâmiyet’i kabul ederek bütün Mûsevî kurumlarıyla ilişkisini kesti. Onun müslüman olmasında İstanbul’da yirmi beş yıl derslerine devam ettiği İsmail Saib Sencer’in etkili olduğu söylenir. sman Reşer, Arap edebiyatı tarihiyle ilgili çalışmalarına İstanbul kütüphanelerinde bulunan yazmalar üzerine yoğunlaşarak devam etti. Eserlerini Almanca kaleme alan Reşer bunları çok az sayıda bastırdığı için kütüphanelere bile intikal etmedi ve muhtemelen birçoğu ilim çevrelerinde bilinmeden kaldı. Bu arada önemli şarkiyatçılardan Hellmut Ritter, ayrıca Mehmet Necati Lugal ile yakın ilişki içinde oldu. Arap edebiyatına dair birçok divanı kendisinden okuma fırsatını bulduğu Yusuf Cemil Ararat’tan büyük ölçüde faydalandığını belirtir. Bir süre İstanbul İmam-Hatip Okulu’nda Arapça öğretmenliği yaptı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Arapça dersleri verdi. Hocası İsmail Saib Sencer’in görevinden ayrılmasından sonra onun yerine Edebiyat Fakültesi’nde Arap edebiyatı tarihi okuttu. İstanbul’daki Alman Arkeoloji Enstitüsü’nde danışmanlık yaptı ve Doğu’da yazılmış eserlerin Alman üniversiteleri için satın alınmasına aracılık etti. Boğaz’daki evinde yalnız yaşayan Osman Reşer 26 Mart 1972’de öldü.

  • Açılış Fiyatı

    1.000 TL
  • Tahmini Fiyatı

    TL